Haber Arama
Ana Sayfa Hakkımızda Modelcilik & Otomobil Diorama Özel Magazin Basında Biz Kaynakça Ziyaretçi Defteri Bize Ulaşın
Web Sitemize Hoşgeldiniz. Bugün
  Dr Diecast Menü 
 
  İnceleme Arşivi 
 
  Üye Girişi
Bülten ve duyurulardan haberdar olabilmek için sitemize üye olunuz.
 
E-Mail Adresi
Parolanız

 
Şifremi Unuttum (?)
Şimdi üyemiz olun
   
 
  Haberler & Duyurular
 
  Facebook'ta Biz
 
 
  Yalçın Günalp    
 

Sevgili DrDiecast okurları;

Ben ilk okul 1. sınıfta iken her Salı günü Texas çizgi roman çıkardı. O heyecanı (aradan geçen 48 yıla rağmen) unutamam. Fakat, özellikle bazı sayıları ! Örneğin, Çelik Bilek ve Avukat Connoly’nin gizli buluşmalarının yer aldığı sayıları saklamadığıma pişmanım. Çünkü, şu anda o sayıları okumak bana aynı zevki verecekti. Bunda, kesinlikle GERİYE DÖNÜŞÜN ZEVKİ rol oynamıyor. O sayılar gerçekten müthişti.

Oysa, Amerikan klasik arabaları, o kadar O KADAR müthiş bir güzelliğe sahip ki, hem o güzelliğe özlem, hem de kendi GENÇLİĞİMİZLE buluşma macerası, anlatılamaz boyutlarda güçlü bir zevkle bir arada !

Bu satırları, arkadaşım Sarim’in son derece güzel yazısını okuyunca yazdım. Yazma gereği duydum. Ankara Model’de Renault 15'in kocaman farlarından yola çıkıp, konuyu bizlere (ve hepinizin bir gün geleceği noktaya) o kadar güzel taşımış ki !

Bana kalsa, keşke hepimizin 8 odalı evleri olsa, keşke hiç kimsenin maddi sorunu da olmasa, hepimiz, her hoşlandığımız diecast’i alıp evimize koyabilsek.

Buna benzer imkânı olan kişilerin bu zevke sahip olmadığını, 2 – 3 adet modelle işi bitirdiğini de gördüm. Fakat, böyle bir imkân çok az sayıda kişiye nasip olacağı için, bizlere düşen bir tek şey var : Seçimlerimizi doğru yapmak ! Sonunda bizi gerçekten mutlu edecek arabaları toplamak.

Ben a
rkadaşlarıma sohbetlerimizde hep benzer örnekler verdim : Dönemine göre, yaşına göre, rastlantılara göre bir çok güzel kadınla gezebiliriz; gazeteciler bizi bir gün Ortaköy’de Hatice ile, bir gün Kanlıca’da Melahat ile, bir gün Bodrum’da Şefika ile görüntüleyebilir. Bence bunların hepsi hayaldir. Kafa karıştırıcı (ve gerçek mutluluğu engelleyici) vakit kayıplarıdır.
Kimse görmese de, kimsenin haberi olmasa da, birkaç gün Abant Gölü kıyısında Sandra Bullock ile, veya hayat boyu (gerçekten sevdiğim birisi ile) olmak, ASIL mutluluktur.


Demek istediğim o ki : Sırf o arabayı kullandım diye, güzel zannedip kendimi kandırmak yerine, (Renault 16, Renault 12, Alfa 155, şudur budur diye ömrümü harcamak yerine), bir tek sevgili bana yeter artar : 1974 Dodge Charger !

Kadına saygım sonsuzdur. Benzetme ve paralellik kurma nedenim, araba aşkımdan kaynaklanmıştır.

Elbette, koleksiyoner iseniz, koleksiyon yapacaksanız, bulunmayacak modelleri derhal vitrininize ekleyeceksiniz. Fakat, 1/18 üretimindeki çokluk (neredeyse çoğu tanıdık arabanın bu ölçekte imâl ediliyor olması), bizleri kısıtlı seçimlere zorlamaktadır.

Kesinlikle üzülmeye gerek yok. Ne kadarı bize aitse, o bize yetmelidir. Kalanları ise, arkadaşlarımızın vitrininde görüp sevmeli-sevinmeliyiz !

Asıl acı olan nokta, bir çok toplayıcının, kafasında bir fiyat üst limiti olmasıdır. Aslında, iki günde biten bir şişe Rakı fiyatı ile, elli yıl (TAM ELLİ YIL) vitrinde duracak bu güzel objenin fiyatını kıyaslayamamak, koleksiyonerlerin gerçek sorunudur. Diecast son derece ucuz bir hobidir. Pahalılığı, adet çokluğundan kaynaklanmaktadır. Oysa, bu arabalara bayılıp da bir tane bile satın almayanlar, hayatları boyunca BİNLERCE şişe rakıya aynı parayı verebilmektedir.

Gerçek koleksiyoner sevdiği modeli görünce 20 TL için duraksamaz. Fakat bu yapı Türkiye’de çürümüştür. Highway 150 TL ise, koleksiyonerin kralı olan arkadaşlarımız, bir Highway’e ÖLDÜRSENİZ 170 TL vermemektedir. O modeli 150 TL’ye bulma inadı ile 2 yıl beklemektedir ! Bu şekilde, gerçek bir koleksiyon oluşturmaya insan ömrü yetmez !

Bu konuya ne kadar önem verdiğimiz, okuduğum derginin bir sayfasının beni hangi konulara getirdiğinden bellidir. Bu konu önemlidir. En önemli hobinin içindeyiz arkadaşlar ! Tracking değil, pul değil, boru değil… Yamaç paraşütü gibi adrenalin salgılatmasa bile, EN GÜZEL hobinin adamlarıyız.

Her ne kadar, insanlar değişik yapılarda olsa da, her ne kadar, “Amerikan’cıyım” diyen bir çok kişinin vitrinine baktığınızda, 100 adet Amerikan yanında HER NEDENSE ucuza bulunmuş 100 adet Avrupa model görseniz de, Sarim Avrupa modellerini gerçekten sevmekte ve o modellerde verdiği paraya acımamaktadır. Fakat, dikkat ettiyseniz, Avrupa klasikleri demedim. Avrupa modelleri dedim. Çünkü, bana göre TEK BİR KLASİK vardır. Yüz yıl sonra da beğenilecek olan ! O da : 1955-1980 arası Amerikan arabalarıdır. Yine de, yıllarca sohbetini yaptığım “güzellik” kavramı kişiden kişiye değiştiği için, hiç kimseye “Avrupa arabaları biriktirme” diyemem. Herkes kendi hatalarını (var ise) kendisi yaşar ve düzeltir veya inatla devam ettirir.

Bazı Amerikancılar ise (kendilerini yargılama hakkım olmadığı gibi) benden, araba zevklerine saygı duymamı beklemesin ! Ki, onların aşkı 56 Chevrolet, 64 Chevrolet, Mercedes 500 vs ile kısıtlıdır. Hayatlarında, Türkiye’ye fazlaca gelmemiş olan Challenger, 59 Dodge veya 77 Firebird ile ilgilenmeye zahmet etmezler. Türkiye’ye o yıllarda en fazla sayıda girmiş olan 56 Chevrolet SADECE bir alışkanlıktır. O tür kasalar içinde asıl güzel olan 56 Ford’tur. Bu ayırımı yapabilmek için, gerçek bir sevgi gerekir.

Birçok Amerikancının düştükleri bir hata sonucu belirttikleri gibi, güzel olan 1960’lar veya 1970’ler değildir. 1965-1975 arası Amerikan’lar en güzelleridir. 1960’ların başları, 1959’un müthiş güzelliğinden sonra bir eziklik ve boş arayıştır. 1970’lerin sonları ise, 10 yıllık bir sanatın çöküşündeki çırpınıştır. Ortalama yıllardan, ortalama konuşmalardan sıyrılabilmek için yürek ister, zaman ister, AŞK ister.

Bu vesileyle belirtmek isterim ki, koleksiyonumdan eksilttiğim bir çok Amerikan, bana hicap değil ancak zevk vermekte ve bana kalan ASIL güzel modellerimi kafam karışmadan daha iyi seyretmemi sağlamaktadır. Kaldı ki, şu an elimde olan 50 adet 1/18, 50 adet olarak alınmış tesadüfi modeller değildir. Sarim’le tanıştığımız yıllarda bende gördüğü (400 adet olarak bahsettiği) 1/18’lerimi sattım, bu arada 400 adet daha 1/18 aldım. Şu anda elimde kalanlar ise, tam 800 adet içinden özenle seçtiğim ve kendime ayırdığım 50 arabadır. Önce 800 adet arabayı vitrine koyup seyretmek… Farklı zamanlarda da olsa bu modelleri ışıl ışıl camın arkasında seyretmek ve bunların içinden seçim yapabilmek…! Bunu her model-severe tavsiye ederim.

 


Yalçın GÜNALP KASIM / 2011

Merhaba; sitede herkes kendini çok güzel ifade etmiş. Ben de 1/18 açısından duygu ve düşüncelerimi ortaya koymak istedim, çünkü ilgilendiğim tek ölçek budur.

Ben kesinlikle seri olarak model biriktirmem. Çoğu tanıdığım, örneğin 57 Chevrolet aldıkları zaman, yanına 56 Chevrolet de almak zorunda olduklarını söylüyorlar. Ben ise 57'yi alırım, 56'yı beğenmiyorsam almam.
Üzüldüğüm nokta, araba markalarının değil, arabadan anlamayan çoğunluğun piyasadan öğrendikleri diecast üreticilerinin isimlerinin gündemde olmasıdır.

İnsanlar birbirine "Ferrari mi aldın Lamborghini mi aldın" diye sormuyor, "Elite mi aldın Super Elite mi aldın?" diye soruyor. Bu muhabbet tarzı beni sıkıyor.

Bir de, koleksiyonersek, bu modellere verdiğimiz paraya acımayacağız, pardesü alırken cimrilik yapmıyorsak, koleksiyonumuza model alırken HİÇ cimrilik yapmamalıyız.

1960'larda çok sayıda Matchbox'ım ve az sayıda 1/32'ye yakın ölçekte arabam vardı. Bunlar benim için, bahçede toprakta elimizle yaptığımız yollarda sürülecek oyuncaklardı ve yaşım ilerledikçe ya kaybettim, ya da küçük çocuklara hediye ettim.
1990'larda başlayan 1/18 maceram boyunca 650 adet araba aldım. Çoğu kişi gibi zaman içinde süzgeçten geçirip en sevdiklerimi vitrinimde bıraktım. Bu nedenle artık model sayım 100 civarında.

Bu eleme sırasında "en çok satan", "yarış kazanan", "sempatik", "teknik", "ucuz", "lüks" gibi özellikler benim koleksiyonumun dışında kaldı. Örneğin en yüksek teknolojiye sahip arazi araçlarını çirkin bulduğum için kategori dışı bıraktım. Çünkü vitrinde bu araçlar teknik özelliklerini sergileyip hareket etmiyorlar, sadece biblo gibi durağanlar. Vitrinde benzin yemiyorlar. Fakat vitrinde modeller ya "güzel" duruyor, ya da "çirkin". Bu nedenle, seçimim çoktandır sadece dizayn güzellikleriyle orantılı.

Modellerden sonra, biraz da gerçek otomobillerden bahsedeyim. Arabalarla ilgim çok küçükken başlamıştı. 4 ile 8 yaşları arası sürekli babamın araba sürüşünü izlerdim. 9 yaşındayken ilk olarak tek başıma (yanımda hiç kimse yokken) araba sürdüm. Tabii ki trafiğe kapalı şantiye ve arazi ortamlarında. 14 yaşında ise trafikte araba kullanmaya başladım. Elbette trafik polisinin olmadığı, trafiğin sakin olduğu ortamlarda.

Sevdiğim arabalar genellikle 1955-1979 arası Amerikan'lardır. En beğendiklerim 1974 Dodge Charger, 1977 Pontiac Trans Am Firebird, 1959 Dodge Royal'dir.


Eskiden şahit olduğum ve anlamsız bulduğum bazı şeyler var. Örneğin, 1976 yılındayız diyelim. 1955 Chevrolet'nin 1975 Mercedes'le kıyaslanma haksızlığı ve hatası. Çünkü o anda sokakta o ikisi vardır. 1955-60 Mercedes'ler çoktan parçalanmış hurdaya gitmiş olduğundan, Alman'ın gıcır gıcır yeni modeliyle Amerikan'ın (taksici elinde 1 milyon km gitmiş) eski bir modeli kıyaslanır.


Demek istediğim o ki, insanların yargıları sadece bilgileri doğrultusunda oluşur. Kıtalar arasındaki okyanuslar, bazı Amerikan modellerine uzak kalmamıza neden olur. O sırada bir 1971 Cadillac görmemiştir o kişi (gıcır ve tam yanında duran). Vergiler, nakliye ücretleri, arabanın fazla benzin tüketmesi, gerçek arabalarda seçimlerimizi etkiler. Hatta, Alman kaynaklı araba dergilerinden okuyup Alman arabalarının müthiş teknik özelliklere sahip olduğu bellenir. Oysa Amerikan arabalarında aynı özellikler 15 yıl öncesinden mevcuttur (genelde).

Die-Cast konulu sohbetlerde koleksiyoner arkadaşlardan aldığım cevaplardan biri, insanların yaşadığı-gördüğü arabalara ısındığı yönündedir. O zaman da şunu anlamıyorum. Madem tanıdık-bildik nesneler bizi etkiliyor ve çirkin bir Avrupa arabasını (tanıdık olduğu için) koleksiyonumuza katıp seyrediyoruz, güzel bir Amerikan arabasını ise göz aşinalığımız yok diye almıyoruz, o zaman neden gençken odamızın duvarına, hiçbir tanışıklığımız olmayan güzel model kadınların resmini asarız? Neden çirkin fakat bizimle konuşmuşluğu olan bir kadının, örneğin bize emeği geçmiş tarih öğretmenimizin resmini asmayız?

Bazı arkadaşlar da bana Amerikan'ların güzel olduğunu fakat kendilerinin o arabaları tanımadığını, bilmediğini, Amerikan'ların fazla çeşidi olduğunu söylemişti. Tamam, doğru da. Sonra o arkadaşlar Bugatti, McLaren vs alıyorlar. Alsınlar. gerçekten çok güzel; Fakat merak ediyorum, Bugatti'yi kaç yaşında ve neden dolayı tanıdı acaba? Bugatti Türkiye'de Anadol fabrikasında mı üretiliyordu?

Anlamadığım bir nokta daha : İnsanlar, AutoArt tarafından üretilen 30 tane BMW'nin tamamını alıp, "seriyi tamamladım" diyorlar. Neyin serisini tamamladın kardeşim? Biz araba koleksiyonu mu yapıyoruz, AutoArt koleksiyonu mu? Yani, AutoArt'ın üretmediği yüzlerce diğer BMW ne olacak? Ne serisi bu yaptığınız? AutoArt nedir? Diecast kanununu AutoArt mı yazıyor, "şu modeller alınacak" diye. Neden daha kaliteli firmalar ağza sakız yapılmıyor. Kendime göre bir sıralama yaptım. Aşağıda yazıyor. Herkesin kalite anlayışı değişik. Madem bütün gün Auto Art'ı dinliyoruz, eh. biraz da başka markaları söyleyelim, haksızlık olmasın.

Not : Sadece 1/18'de kaliteli üretim yapan firmaları yazdım.

İyi günler;

Yalçın

KALİTE 1/18 DieCast
=================
1 BBR
2 Schuco
3 GMP Georgia
4 CMC
5 Precision Miniatures
6 Exoto
7 C.Carlectables
8 ERTL Precision 100
9 Minichamps
10 Lane Exact Detail
11 Biante GMP
12 Auto Art
13 Sun Star Platinum
14 AA Biante
15 China Models
16 Kyosho
17 MaxiCar
18 Carousel
19 Biante
20 ERTL Authentics
21 Highway61 DCP
22 Neo Scale
23 Motor City Classics
24 Signature Models
25 Ricko
26 Action
27 Norev


Not 1 : ERTL Supercar gibi Welly GMP gibi GMP Peachstate gibi ortak çalışmaları ve aynı firmada birbirine çok yakın özellikte üretimleri ayırmadım. Eklemedim.

Not 2 : Solido, Bburago, Anson, MotorMAx, Maisto, Welly, Beanstalk, Revell, Yat Ming, Johnny Lightning, Shelby Collectibles, ERTL (standart) gibi üreticiler de tersten (GERİDEN) ayrı bir konu başlığı oluşturabilir.

 
Ekleme : 6.1.2012 13:18:22 2058 defa okundu
Bu sayfayı paylaş

 
 
 
 
Ana Sayfa I Hakkımızda I Modelcilik & Otomobil I Diorama Özel I Magazin I Basında Biz I Ziyaretçi Defteri I Bize Ulaşın
Her hakkı saklıdır © 2012 Dr Diecast
Tasarım & Programlama CreaNet Bilişim Hizmetleri