Haber Arama
Ana Sayfa Hakkımızda Modelcilik & Otomobil Diorama Özel Magazin Basında Biz Kaynakça Ziyaretçi Defteri Bize Ulaşın
Web Sitemize Hoşgeldiniz. Bugün
  Dr Diecast Menü 
 
  İnceleme Arşivi 
 
  Üye Girişi
Bülten ve duyurulardan haberdar olabilmek için sitemize üye olunuz.
 
E-Mail Adresi
Parolanız

 
Şifremi Unuttum (?)
Şimdi üyemiz olun
   
 
  Haberler & Duyurular
 
  Facebook'ta Biz
 
 
  Sarim Semerkant    
 

Merhaba modelci dostlar;

"Biz bize" ismini koyduğumuz köşemizi bu sayıdan itibaren sizlerin paylaşımına açıyoruz. Bu köşeyi bütünüyle koleksiyoner dostlarımızla yaptığımız söyleşilere ve onların koleksiyonlarına ayırmayı planladık. Köşenin ilk konukları olarak ise kendimizi sizlere tanıtmak adına naçizane, Dr-Diecast sitesinin mimarlarından yani kendimizden başlamak istiyoruz.

Ben Sarim SEMERKANT, modelci dostlarım beni "Sarim Hoca" olarak bilirler. 1972 yılı Anamur doğumluyum. 1996 yılında Gazi Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği, 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Eğitim Yönetimi Anabilim Dalı yüksek lisans programından mezun oldum. 1997 yılında Eskişehir'de başladığım öğretmenlik görevine 2000 yılından beri Ankara' da devam etmekteyim. Vaktimin büyük çoğunluğunu okulda çocuklarımla geçirmekteyim. İşimden arta kalan zamanları ise bütünüyle model otomobillere ve onları sizlerle buluşturmak adına bu siteye harcamaktayım. Ve bundan ifade edemeyeceğim ölçüde büyük bir mutluluk duymaktayım. Yani anlayacağınız modelcilik artık benim için bir hobi olmaktan çok, ikinci bir iş olmuş durumdadır.

 Modelciliğe nasıl başladığım konusunda bir şeyler söylemem gerekirse, sanırım benimle aynı yaş grubundaki çoğu koleksiyoner gibi ilkokul yıllarımda tanıştığım Matchboxlar'ı anmam gerekir. Ortaokul yıllarımda ise sürekli plastik kitlerle uğraştım. Yine Matchbox'ın II. Dünya savaşı uçaklarının tamamını bitirdiğimde henüz lise öğrencisi bile değildim. Daha sonraları içimdeki modelcilik tutkusu 1/24 plastik tır kitleri ile deyim yerindeyse doruğa ulaştı. Bırakın onları yapıp bitirdikten sonra aldığım hazzı, sadece kataloglardan resimlerine bakmak bile benim için tarifi mümkün olmayan bir keyifti...

 1/18 ölçekli die-cast modellerle tanışmam daha eskilere dayansa da ilk modelime 1998 yılında sahip oldum. Maisto üretimi 1948 Chevrolet Woody. İlginçtir ki 2002 yılına kadar toplam 10 adet 1/18 ölçekli model almıştım, çünkü o zamanlar Amerikan pikapları benim koleksiyon temamı oluşturuyordu ve pikap bulamıyordum, ayrıca birçoğunun farlarındaki siyah bağlantı noktaları ve kapılarındaki uzun metal menteşeler sinirlerimi bozuyordu. Bir modeldeki ince detaylar model tercihi konusunda, her zaman için bende fazlaca bir etki yaratmıştır. 2004 yılında Die-cast koleksiyonculuğuna bakış açımı, oluşturmayı planladığım tema konusunda biraz değiştirdim. Detay ve malzeme kalitesi yüksek modellerden oluşan 1950-1990 arası genellikle Avrupa klasiklerini içeren ve Türkiye şartlarında toplanması hiç de kolay olmayacak, yaklaşık 80 parçalık bir liste hazırlayıp toplamaya koyuldum. Bu süreç oldukça yorucu geçmesine rağmen, ne mutlu bana ki bu listeyi oluşturan modeller artık eksiksiz olarak bütünüyle elimde bulunmakta.
Bu gün itibariyle incecik lastikli Avrupa cadde otomobillerinden, lüks sedanlara, traktörlere, kamyonlara ve az sayıda Amerikan klasiğine varan 1/18 ölçekli toplam 93 parçalık bir koleksiyona sahibim. Ve Amerikan klasiklerini genişletmeye çalışmaktayım.

Model otomobil tutkumun sadece otomobillere karşı duyduğum ilgiden kaynaklandığını söyleyemem. Aynı zamanda çok iyi modellenerek ölçekli olarak küçültülmüş objelere karşı da her zaman ilgi duymuşumdur, onları yapanları hep hayranlıkla ve gıptayla izlemişimdir. Küçük yaşlarda edindiğim plastik maketçilik tutkum ise sanıyorum ki bu ilgimden kaynaklanmaktadır. Ölçekli die-cast otomobil modelleri ise en çok keyif aldığım iki başlığın bir sentezini oluşturmaktadır. Modelleme ve Otomobil.

Dostlar, ben sahip olduğum bütün modellerimi kutularında muhafaza etmekteyim. Evet hepsi kutularında. Ve modellerini kutularında saklayan başka bir koleksiyonerle henüz tanışabilmiş değilim. Bu konuda yakın çevremdeki koleksiyoner dostlarım beni hep eleştirmişlerdir, kendilerine göre elbette haklılık payları olduğuna inanıyorum. Ancak topladığım parçaların sürekli tozla ve ışıkla muhatap olması ve lastiklerinin üzerinde deformasyona uğrayabilecekleri kaygısı, beni onları her görmek istediğimde kutularından çıkarma eziyetine katlanmaya razı etmiş durumdadır. Bir başka durumda şu ki model tercihi yaparken ince detayları ve üstün işçiliklerinden dolayı tercih ettiğimiz modellerin vitrin/raf konumunda ince detaylarından sürekli mahrum kalmamızdır. Bu detaylarını gizleyerek bana göre onları birazda süs objesi haline getirdiğimize inanmaktayım. Örneğin üreticisinin   tabanına bile lisans ödediği Lane/Exact Detail'e ait 1971 Oldsmobile'nin alt detaylarını görebilmek için vitrinden çıkarmakla kutudan çıkarmak arasında çok da fark olmadığını düşünüyorum. Ancak kim nasıl koleksiyon yapmaktan mutluysa o şekilde yapmalıdır ve hiç kimse modelcilikteki tercihler konusunda asla ne bir savunma ne de bir iddia içinde olmalıdır diye düşünüyorum.

Koleksiyonumda en çok değer verdiğim model hangisi diye düşündüğümde, hep ilk aklıma gelen Schuco üretimi Mercedes Benz L322 olmuştur. Onun bu kadar değerli olmasının nedeni ne boyutları, ne kalitesi ve ne de az sayıdaki büyük ölçekli kamyon modellerinden biri olması. Onu özel kılan neden üretiminden önce fazlaca hayalini kurduğum bir model olmasıdır. Henüz çok az sayıda 1/18 ölçekli modellere sahip olduğum günlerde, acaba 1/24 ölçekli plastik kitinden hareketle CNC ve benzeri ekipmanlarla 1/18 ölçekte metal gövdeli bir L322 veya L315'e nasıl sahip olabilirim diye kapı kapı gezerken, insanlar arkamdan "deli" herhalde diye düşünürken bir gün Schuco'nun web sayfalarında masmavi bir L322 bana göz kırpıyordu. Bu yüzden L322 beni en çok mutlu eden modeldir. Yani bizimkisi bir aşk hikayesi :)

Az önce "insanlar arkamdan deli herhalde diye düşünüyorlardı" diye bir cümle sarfetmişken çevremizdekilerin bu koleksiyon dalına negatif bakış açıları hakkında da bir şeyler söylemek  isterim. Bu konuda önce düşünmemiz gereken şudur ki çevremizdekiler bizim topladığımız objeleri "oyuncak" zannediyorlarsa dolayısıyla onlarla oynadığımızı da düşünmelilerdir. Bu durumda öncelikli sorun bizde değil onlarda olmalıdır, çünkü topladığımız objeler oyuncak değil koleksiyon ürünleridir. Boş gözlerle vitrine ya da elinizdeki parçaya bakarak ilk soru olarak size fiyatını sorup ne kadar pahalı olduğunu dillendiren biri, aslında gördüğü şeyi fazlasıyla beğenmiş demektir. Çünkü hiç kimse ucuz ve değersiz gördüğü bir şeyin fiyatını merak etmez. Bu mantıktaki kimselerin, tesbih toplayan bir kimseye "bunların hepsini çekiyor musun?" veya içki şişeleri toplayan "birisine bunların hepsini içecek misin? İçmeyeceksen niye o kadar para veriyorsun?" diye soru sorması da garip karşılanmamalıdır.  

Bu durum biraz da ülkemizin hobiye ve hobiciliğe yeterince yaklaşamamış olmasından kaynaklıdır diye düşünüyorum. Ama şunu da paylaşmakta fayda görüyorum, herhangi bir hobi dalına ilgi duyan kimselerle koleksiyonunuzu paylaştığınızda aldığınız tepkiler son derece olumlu olacaktır. Bu kimseler "bunları toplamaktaki amacımızın ne olduğu" ve "bu parçaların pahası" gibi uzak ve muhalif edalı sorulardan önce, onları görmekten ne kadar mutlu olduklarını ve çok güzel olduklarını dile getirip, nerelerden ve ne kadara temin edebildiğimiz gibi bilgilenme çabasında olacaklardır. Sonuçta insanların dünyaya ve yaşama ne kadar estetik bakabildiği ile paralel bir konu olduğunu düşünüyorum. Bu konu ile ilgili son olarak model otomobil koleksiyonerlerinin yakın ve uzak çevrelerinden aldıkları tepkilerin onları asla demoralize edip yaptıkları şeyi sorgular aşamaya getirmelerine müsaade etmemelerini öneriyorum. Sonuçta bir hobi ile uğraşan kimseler olarak, başkalarının bize nasıl baktığından öte, bizlerin herhangi bir hobi ile uğraşmayan kimselere nasıl bakıp onları nasıl değerlendirdiğimiz daha ağır basmalıdır.

Konu bu siteye geldiğinde ise söze, siz koleksiyoner dostlarımıza borçlu olduğumuz teşekkürü ve alkışı buradan sunarak başlamak gerekir diye düşünmekteyim. İlk sayımızdan itibaren bizlere verdiğiniz destek ve gösterdiğiniz ilgi, ülkemizde bu hobi dalının tatminkar bir ivme ile yükselişte olduğunu bize göstermekle kalmayıp, bir diecast model sitesi için çok daha derin ve geniş bir içerik oluşturma yolunda bizlere ayrı bir heyecan ve heves sağladı. Bu sitenin tasarım ve içerik oluşturma aşamalarındaki ihtiyacımız olan moral takviyesini sizlerden aldığımızı da ayrıca belirtmek istiyorum.

Ankara Model ve Dr-Diecast ilhamını, öncelikli olarak Türkiye'deki koleksiyonerlere geniş bir model veri tabanı oluşturma fikrinden almıştır. Son birkaç yıldır internetin de etkisiyle kelimenin tam anlamıyla çığ gibi patlayan, başka bir deyişle hakkettiği yere doğru atılım yapan bu hobi dalı ile ilgili girişimler piyasa olarak genişlerken maalesef bilgi ve içerik konusunda son derece cılız kalmıştır. Koleksiyonerlerin merak ettikleri bilgilere direkt olarak erişebilecekleri sadece model otomobilleri konu eden ve kaynak içeriği taşıyan sanal ya da basılı bir iletişim kaynağı bulunmamaktaydı.

Bu durum bizler için büyük bir eksikti ve bu boşluk en doyurucu olarak yine biz koleksiyonerler tarafından doldurulabilirdi. Bu mantıktan hareketle Ankara ve İstanbul'daki koleksiyoner dostlarımızın da destekleriyle sitenin içeriğini oluşturacak ana başlıkları oluşturup 2007 yılının şubat - mart aylarında çalışmaya başladık. Bize göre öncelik ve kesinlikle olması gereken bu metalden şaheserleri gerçekleri ile buluşturabilmekti. Ne de olsa onlar gerçeklerinin kopyasıydı ve bu nedenle üretilmiş her modelin tarihçesi mutlaka bu kaynakta yer almalıydı. Çünkü tarih hangi açıdan bakarsak bakalım otomobiller için çok belirleyici ve ayırt edici bir özelliktir. Çoğu koleksiyonda da en belirleyici tema olarak tarih karşımıza çıkmaktadır.

Ardından modellerin detaylı ve temiz bir şekilde fotoğraflanması ve detay kalitelerinin yorumlanması da haliyle koleksiyonerlere tercihlerinde büyük kolaylık sağlayacaktı. Bu açıdan olmazsa olmazlar arasında olmalıdır diye düşünerek yaklaşık 1 yıl süren bir hazırlık aşamasının ardından 2008 yılının ilk gününde sitemizi, gözümde ve içimde büyük değeri olan Eray Erdemli kardeşimle birlikte yayın hayatına başlattık.

Bugün geldiğimiz noktada ise ne kadar isabetli bir karar verdiğimizin farkındayız. Bu farkındalığın başlıca nedenini yurtdışı ve yurtiçinden aldığımız son derece olumlu tepkiler oluşturmaktadır. Ankara Model bir dayanışma ve özverinin sonucudur. Ayrıca bu proje teknik tasarımından içeriğine kadar bütünüyle modelcilerin elinden dilinden ve emeklerinden oluşmaktadır. Bir anlamda bu sitenin her sayısında yazılan çizilen her şey bizim kalemimizden objektiflerimizden dökülse de "hepimizi" ifade etmektedir. İçeriğiyle bir çok siteye örnek teşkil edeceğine inandığım ve örnek teşkil etmeye başladığını gördüğüm www.dr-diecast.com sitesi ekibi olarak modelcilik ve koleksiyonerlik konusunda her desteği sizlere aktarmayı da bir görev kabul ettiğimizi ileterek bitirmek isterim. Doktorun teşhisini hiç aklınızdan çıkarmayın; diecast çok ciddi bir hastalıktır.

Hepinize mutlu günler ve mutlu koleksiyonlar dilerim, nice modelde buluşmak dileklerimle.
 Saygılarımla.

Sarim SEMERKANT
16.04.2008              

 
Ekleme : 13.1.2012 15:56:42 1837 defa okundu
Bu sayfayı paylaş

 
 
 
 
Ana Sayfa I Hakkımızda I Modelcilik & Otomobil I Diorama Özel I Magazin I Basında Biz I Ziyaretçi Defteri I Bize Ulaşın
Her hakkı saklıdır © 2012 Dr Diecast
Tasarım & Programlama CreaNet Bilişim Hizmetleri